1 / 76

DÖNEM SONU İŞLEMLERİ VE ÖZELLİKLİ KONULAR

DÖNEM SONU İŞLEMLERİ VE ÖZELLİKLİ KONULAR. GAZİANTEP SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI GAZİANTEP CHAMBER OF CERTIFIED PUBLİC ACCOUNTANTS . S.M.M.M. Döndü ÇELİK S.M.M.M. Metin ÜZÜMCÜ S.M.M.M. İsmail TEKBAŞ . www.gaziantepsmmmo.org.tr. GİRİŞ .

haley
Télécharger la présentation

DÖNEM SONU İŞLEMLERİ VE ÖZELLİKLİ KONULAR

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. DÖNEM SONU İŞLEMLERİ VE ÖZELLİKLİ KONULAR GAZİANTEP SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI GAZİANTEP CHAMBER OF CERTIFIED PUBLİC ACCOUNTANTS S.M.M.M. Döndü ÇELİK S.M.M.M. Metin ÜZÜMCÜ S.M.M.M. İsmail TEKBAŞ www.gaziantepsmmmo.org.tr

  2. GİRİŞ V.U.K. 186. Maddesi hükmünce envanter ; bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve borçları saymak, ölçmek, tartmak ve değerlemek suretiyle kesin bir şekilde ve müfredatlı olarak tespit etmektir. • Sırayla Dönem Sonunda yapılması gereken işlemler ; 1- Yapılan fiili sayımla, işletmedeki mal ve diğer kıymetlerin miktar itibariyle son durumu tespit edilecek. (Kasa,Stok,Alacaklar,Duran Varlıklar vb. Fiili ile kayıtlar karşılaştırılır.) 2- İşletmenin ticaretini yaptığı ya da kayıtlarında yer alan kıymetlerde ( mal, alacak vb. ) meydana gelebilecek değer kaybının tespiti yapılacak, 3- İşletmedeki dönen ve duran varlıkların VUK ’da ki değerleme hükümlerine uygun olarak değerlemesi yapılarak, yasal defterlere ilgili muhasebe kayıtları yapılacaktır. Yine alacakların şüpheli ya da değersiz hale gelmesi durumunda veya ticareti yapılan malın bir kısmında değer kaybı ortaya çıktığında, bunların VUK ’na göre tespiti yapılacak ve muhasebe kayıtlarına intikal ettirilecektir. (Kasa, Banka, Menkul Kıymetler, Duran Varlıklar vb.)

  3. VUK ’un defter tutmaya ilişkin hükümleri(171-226. Maddeleri) dikkate alındığında, envanter işlemini yapacak olanlar şunlardır. 1- Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri, 2- Her türlü ticaret şirketleri, 3- Kurumlar vergisine tabi olup bilanço esasına göre defter tutan diğer tüzel kişiler, 4- İhtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden mükellefler, 5- İşletme hesabı esasına göre defter tutanlardan emtia üzerine iş yapan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri. Envanter işlemlerindeki aşamalar: Sayım ve Değerleme Süreci 1) 31.12.2013 tarihi itibariyle Geçici mizan çıkarılır, 2) Muhasebe dışı envanter yapılır:BunaTespit işlemi diyoruz. 3) Defter kayıtları ile fiili durum arasındaki farklar bulunur, 4) Farkları düzeltici yevmiye kayıtları yapılır, (muhasebe içi envanter) 5) Böylece, fili durum ile defter kayıtları arasında uyum sağlanır: Ve daha sonra kesin mizan düzenlenir.Kesin mizan kalanları bize bilanço kalemlerini verecektir. Bu işlemlerden sonra dönem sonu işlemleri tamamlanmış olur. 6) Bilanço ve Gelir Tablosu düzenlenir, 7) Yıllık beyannameler verilir.

  4. Muhasebe Dışı Envanter İşlemleri • Muhasebe dışı envanter işlemlerini genel olarak aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. • A-) Bilanço Hesaplarıyla ilgili işlemler • 1. Varlık Hesaplarıyla ilgili işlemler • • Hesap mutabakatı sağlama, • • Yabancı paralı işlemlerde değerleme, • • Aktif değer düşüklüğüne karşılık ayırma, • • Amortisman hesaplama, • • Alacak senetlerine reeskont hesaplama, • • Gelir ve giderlere dönem ayırmaya ait tutar belirleme, • • Varlıklarda sınıflandırmaya ait tutar belirleme, • • Karşılık ayrılacak şüpheli alacakların tespiti • • Vergi mevzuatı ile uyum sağlamaya ait tutar belirleme vd. • 2. Kaynak Hesaplarıyla ilgili işlemler • • Hesap mutabakat sağlama, • • Yabancı paralı işlemlerde değerleme, • • Borç ve gider karşılıkları hesaplama (kıdem tazminatı ve vergi karşılıkları dahil), • • Borç senetlerine reeskont hesaplama, • • Gelir ve giderlerde dönem ayırımına ait tutar belirleme, (Ör.: Faiz gider tahakkuklar›) • • Yabancı kaynaklarda sınıflandırmaya ait tutar belirleme, • • Vergi mevzuat› ile uyum sağlamaya ait tutar belirleme vd.

  5. Muhasebe İçi Envanter İşlemleri • Dönem sonu muhasebe kayıtları olarak da ifade edilen bu aşamada muhasebe dışı envanter çalışmaları ile belirlenen tutarlar, muhasebe defterine kayıt edilir. Yapılacak envanter kayıtları muhasebe dışı envanter kayıtlarında tespit edilen tutarlar esas alınarak yukarıda belirttiğimiz işlemleri kapsamına alacak bir biçimde yapılmalıdır. Özetle bu aşamada ; varlık, kaynak, maliyet, gider ve gelir hesaplarıyla ilgili mutabakat sağlama kayıtları, Türk ve yabancı para ile ilgili değerleme farklarına ait kayıtlar, yeniden değerleme ait kayıtlar, aktif değer düşüklüğüne ve kıdem tazminatlarına karşılık ayırma kayıtları, amortisman ayırma kayıtları, alacak ve borç senetleri reeskontu ayırma kayıtları, şüpheli alacak karşılıkları ayırma kayıtları, dönen varlıklarda, duran varlıklarda, kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklarda dönem ayırma kayıtları, varlıkların ve yabancı kaynakların likidite ve istenme (geri ödeme) durumlarına göre sınıflandırılmasına ait kayıtlar, ortak giderleri dağıtma kayıtları, maliyet hesaplarına yansıtma ve kapatma kayıtları, satışların maliyetini belirleme kayıtları yapılır.

  6. Değerleme • Değerleme envanter işleminin Muhasebe dışı envanter aşamasında yer almaktadır. • VUK ’nun 258. maddesi, değerlemeyi, vergi matrahının hesaplanması ile ilgili iktisadi kıymetlerin taktiri ve tespiti olarak tanımlanmıştır. Bu durumda, değerleme bir taktir ve tespiti olarak tanımlanmaktadır. • Değerlemede, iktisadi kıymetlerin vergi kanunlarında gösterilen gün ve zamanlarda sahip oldukları kıymetler esas tutulur ve iktisadi kıymetler değerlenirken her biri tek başına hesaplanır. Aynı cinsten sayılan malları ve düşük kıymetli çeşitli eşyayı toplu olarak değerlemek uygun olur. • İktisadi kıymetlerin değerlemesinde kullanılan başlıca değerleme ölçüleri şunlardır: • 1- Maliyet bedeli (V.U.K. 262.) • - Gayrimenkuller • - Demirbaş eşya • - Özel Maliyet Bedeli • - Zirai Mahsuller • - Hayvanlar.

  7. 2- Borsa rayici (V.U.K. 263) -Yabancı Paralar - Devlet Tahvili ve Hazine Bonoları 3- Tasarruf değeri (V.U.K. 264) -Alacak ve Borç Senet ve Çekleri Reeskontu 4- Mukayyet değer (V.U.K. 265) - Senetsiz alacak ve borçlar, - Reeskont uygulaması yapılmayan senetli alacak ve borçlar, - İlk tesis ve tavazzuh giderleri ile peştamallıklar, - Aktif ve geçici hesaplara ilişkin kıymetler, - Karşılıklar.

  8. 5- İtibari değer (V.U.K.266) - Kasa 6- Vergi değeri (V.U.K. 268) - Bina ve araziler 7- Rayiç Bedel (V.U.K. Mükerrer 266) -Veraset ve İntikal Ver.Kan.’nun 10/c maddesinde yer alan menkul kıymetler, -Gemiler. 8- Emsal bedeli ve ücreti (V.U.K. 267) - Ortalama Fiyat Esası, - Maliyet Bedeli Esası, - Takdir Esası. 9- Alış Bedeli - Hisse senetleri, - Bazı yatırım fonları katılma belgeleri.

  9. 1.BÖLÜM İsmail TEKBAŞ

  10. ALACAKLARIN VE BORÇLARIN DEĞERLENMESİ • Alacaklar ve Borçlar vadelerine göre kısa ve uzun vadeli olmak üzere ikiye ayrılır. Kısa vadeli olan alacaklar bilançonun dönen varlıklar, uzun vadeli olan alacaklar ise duran varlıklar içinde gösterilir. Kısa vadeli borçlar bilançonun Kısa vadeli yabancı kaynaklar, uzun vadeli borçlar ise Uzun vadeli yabancı kaynaklar içinde gösterilir. • Alacaklar V.U.K.’un 281. Borçlar ise V.U.K.’un 285. Maddesi uyarınca mukayyet değeri (Kayıtlı Değer) ile değerlenir. • Dövizli Alacak ve borç tutarları Maliye Bakanlığı’nın yıl sonunda tebliğ ile ilan ettiği döviz kurlarıyla çarpılmak suretiyle düzeltilir. Oluşan kur farkları gelir veya gider olarak sonuç hesaplarına yansıtılır. V.U.K. 280 Maddesi

  11. Dövizli veya dövize endeksli olarak düzenlenen faturalar dolayısıyla 31.12.2013tarihi itibariyle oluşan kur farkları gelir veya gider yazılır. Söz konusu fatura bedelleri tahsil edildiğinde tahsilat tarihi itibariyle kesinleşen kur farkı tutarı için KDV’li fatura düzenlenmesi gerekir. Kur farkı tutarları; her bir fatura için yapılan tahsilata göre ayrı ayrı hesaplanarak faturalanması gerekir.(105 Nolu KDV Tebliğ) • Yıl sonunda Alacak ve borç bakiyelerinin muhakkak mutabakatının yapılması gerekir. Bu yazılı olarak, mümkünse ıslak imzalı olarak gerçekleştirilmelidir. • Alacaklarda oluşan mutabakatsızlıkların sebebi araştırılmalı. Araştırma sonucu tespit yapılırsa gereken düzeltme yapılır. Tespit yapılamıyor ise fark gelir veya gider olarak kayıtlara alınarak düzeltme tamamlanır. Gider yazılan tutar KV beyannamesinde KKEG olarak dikkate alınır.

  12. SENETLİ ALACAK VE BORÇLAR İÇİN REESKONT UYGULAMASI Vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacaklar değerleme gününün kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde senette faiz nispeti açıklanmış ise bu nispet, açıklanmamışsa T.C. Merkez Bankasının avanslar için iskonto haddi uygulanır. (Reeskont işlemleri sırasında iç iskonto yöntemi uygulanmalıdır). V.U.K. 285.Maddesi-V.U.K. 281. Maddesi 64 Nolu VUK Sirkülerinde aşağıda yer verilen değerlendirme kapsamında Maliye İdaresi’nin VUK uygulaması açısından vadeli çeklerde reeskont yapılabileceği dair görüşüne yer verilmiştir. Dayanak; 5941 sayılı Kanunun geçici hükümlerine göre çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihinden evvel ödenmek için bankaya ibrazının 31.12.2017 tarihine kadar geçersiz olması; ayrıca ana maddelere göre çekle ilgili hukuki takip yapılabilmesinin ve karşılıksız çıkan çekle ilgili müeyyide tatbik edilmesinin çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içerisinde ibraz edilmesine bağlı olması ve son olarak karşılıksız çıkan çekin bedelinin ödenmek istenmesi hâlinde kanuni faizin, üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işlemesi dikkate alındığında, gerçek mahiyeti itibariyle çeklerin vergi uygulamaları bakımından vadeli olma hususiyetini kazandığını söylemek mümkün olacaktır.

  13. REESKONT UYGULAMA BİLGİLERİ • Reeskont uygulamasında esas alınacak faiz oranı, senet üzerinde belli edilmiş orandır. Eğer senet üzerinde belirtilmiş oran mevcut değilse, T.C. Merkez bankasının resmi iskonto haddi esas alınır.V.U.K. 281.Maddesi-285 • Yabancı para cinsinden olan senede bağlı alacak ve borçlarda esas alınacak faiz oranı senette gösterilmemişse değerleme gününde geçerli olan Londra Bankalar Arası Faiz Oranı (LİBOR) esas alınacaktır. V.U.K. 280. Maddesi • Reeskonta tabi tutulan senede bağlı borç-alacak daha önce işletmenin sonuç hesaplarına (gelir veya gider yada maliyet olarak) etki etmiş bir alacak veya borç olması gerekir. • Vadesiz senetler için reeskont uygulaması yapılamaz. Aynı şekilde, vadesi belli olan ancak senede bağlanmayan alacak ve borçlar da reeskonta tabi tutulamaz. • Reeskont hesaplanmasında iç iskonto yönteminin kullanılması gerekir. • 31.12.2013 tarihi itibariyle vadesi geçmiş senetler için reeskont ayrılamaz • Avans olarak alınan (özellikle kampanyalı satışlarda) alacak senetleri için reeskont ayrılamaz.

  14. Hatır senetleri ve Hatır Çekleri için reeskont uygulanamaz. • Teminata verilen senetler ile tahsile verilen senetler üzerinde mükellefin hakkı devam ettiğinden bu senetlerin reeskonta tabi tutulması mümkündür. • Alacak senedinin KDV’ne isabet eden kısmı için de reeskont ayrılabilir.(Farklı Görüşler ve Mukteza mevcuttur.) • Alacak senetlerini reeskonta tabi tutan işletmeler borç senetlerini de reeskonta tabi tutmak zorundadırlar. • Şüpheli alacak karşılığı ayrılmış senetli alacaklar için reeskont hesaplanamaz. Yapılan hesaplamalar KKEG’dir. • Reeskont Uygulaması ihtiyaridir. • Önceki yılda gider yazılan alacak senetleri reeskontlarının cari yılda ters kayıtla kapatılarak gelir yazılması gerekir. • Önceki yılda gelir yazılan borç senetleri reeskontlarının cari yılda ters kayıtla kapatılarak gider yazılması gerekir.   • GVK md.42 kapsamındaki senetler, işin bittiği yıl itibariyle reeskonta tabi tutulabilirler.( YILLARA YAYGIN İNŞAAT TAAHHÜT VE ONARIM İŞLETMELERİNDE)

  15. ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLAR BİLGİLENDİRME • Bilanço esasında defter tutulması ve ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; (V.U.K. 323. Maddesi) • Dava ve icra safhasında bulunan alacaklar, • Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar, şüpheli alacak sayılır. • Şüpheli alacağın teminatsız kısmı için pasifte karşılık ayrılabilir. Teminatlı alacaklar şüpheli alacak uygulamasına konu olmazlar (Danıştay K.). • Kamu idare ve müesseselerinden olan alacağın tahsil edilememesi ve bu yüzden bir zararın oluşması ihtimali olmadığından bu tür alacaklar için prensip olarak şüphelilikten bahsedilemez. Aksi yönde yargı Kararları Mevcuttur. • Şüpheli alacağın sonradan tahsil edilen miktarı tahsil edildiği dönemde gelir olarak dikkate alınır.

  16. Alacak şüpheli hale geldiği dönemde karşılık ayrılabilir. (Ancak şüpheli halde geldiği yılda karşılık ayrılmayan alacak için izleyen yılda karşılık ayrılabileceği hususunda Danıştay'ın kararı vardır. (Dnş. 4. 10.11.1992 T.E. 1992/719 K. 1992/4809 Sayılı Karar) • Şüpheli hale gelen verilen avanslar için şüpheli alacak karşılığı ayrılamaz. (Aksi görüşlerde mevcuttur) • KDV alacakları için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilir.(334 Nolu V.U.K. Tebliğ) • Kampanyalı satışlarda dönemi gelmeyen erken (peşinat olarak) alınmış senetler için karşılık ayrılamaz. • İcra takibi ciddi olmalıdır (Danıştay K.). • Şüpheli alacak karşılığı ayrılması ihtiyaridir. • Vergi otoritesi, ticari alacakların karşılık ayrılma suretiyle zarara intikal ettirilebilmesi için, Alacağın daha önce hasılat olarak kayıtlara intikal ettirilmesi gerektiğini şart koşmuştur. (Faktoring şirketleri için) İlgili konu için Danıştay aksi yönde karar vermiştir. Ticari ve zirai kazançtan elde edilmesi yeterlidir.

  17. SABİT KIYMETLERİN DEĞERLENMESİ Gayrimenkullerde, maliyet bedeline, satın alma bedelinden başka, aşağıdaki giderler dahil edilir : (V.U.K. 270. Maddesi) • Makina ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderleri, • Mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderler. • Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve ÖTV ile emlak alım vergisinin sabit kıymet maliyetine ilavesi veya Genel giderlerde gösterilmesi serbesttir. (Binek oto KDV ve ÖTV) • Sabit Kıymetlerde Maliyet Bedelini Arttıran Giderler: V.U.K. 262.Maddesi • Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, gayrimenkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulün maliyet bedeline eklenir. • Sabit kıymetin maliyetine eklenen maliyet arttırıcı giderler ilgili sabit kıymetin kalan amortisman süresi içerisinde veya yaratılan yeni değer üzerinden eşit taksitler halinde itfa edilir.

  18. Binek Otolarda KDV ve ÖTV’nin Durumu: • Binek oto alımlarında ödenen KDV, hasılat KDV’den indirilemez. Binek oto alımında indirilemeyen bu KDV binek otonun maliyet bedeline dahil edilir veya gider yazılır. (KDV 30/B-23 Seri Nolu KDV Genel Tebliğ) • Binek oto alımlarında ödenen ÖTV binek otonun maliyet bedeline dahil edilir veya gider yazılır. (V.U.K. 270.Maddesi) • Sabit Kıymetlerin Aktifleştirme ve Amortisman Başlangıç Zamanı: Sabit kıymetler, • Envantere alındıkları veya • işletmede kullanılmaya başlandıkları yada • kullanıma hazır hale geldikleri, yılda aktifleştirilirler. • Sabit Kıymetlerle İlgili Kredi Faizleri ve Kur Farkları: • Sabit kıymetin aktifleştirildiği dönemin sonuna (31.12.2013 tarihine) kadar oluşan, sabit kıymetlerle ilgili, kredi faiz ve kur farklarının maliyet bedeline dahil edilmesi zorunludur.(Yapılmakta olan yatırımlar Aktifleştiği Dönem sonuna kadar Oluşan kur farkı)-(163 ve 238 nolu VUK Genel Tebliği)- (334 nolu V.U.K.Genel Tebliği) (238 No.lu VUK Tebliği)

  19. Sabit kıymetin aktife alınmasından sonraki dönemlerde doğan kur farkları ve faizlerin ise aktifleştirilmesi ihtiyaridir. • Yukarıda açıklanan hususlar kur farklarının maliyet azaltıcı etki yapması halinde de geçerlidir. • Sonraki yıllarda aktifleştirme işlemi yapılması bu uygulamanın daha sonraki yıllarda da sürdürülmesini gerektirmez. (Danıştay da bu görüşte olmakla birlikte Maliye idaresi tersi görüştedir.) • Yenileme Fonu Uygulaması Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satışından veya doğal afetler nedeniyle zarar görmeleri halinde alınan sigorta tazminatları dolayısıyla doğan kar, belli şartlarla yenileme fonuna alınabilir. Yenileme fonunun tespiti ve kullanılması ile ilgili hususlar şu şekildedir: • Bilanço esasına göre defter tutulması gerekmektedir. • Satılan veya afetler yüzünden elden çıkarılan iktisadi kıymetin yenilenmesinin zaruri bulunması veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilip teşebbüse geçilmiş olması gerekmektedir.

  20. Satın alınacak iktisadi kıymetin daha önce satılan kıymetle aynı nitelikte olması gerekmektedir. • Satılan ve yenilenecek olan iktisadi kıymetin, amortismana tabi iktisadi kıymet olması gerekmektedir. • VUK’nun 328. ve 329. maddelerinde yenileme fonunun pasif geçici hesapta azami 3 yıl tutulabileceği ve her ne sebeple olursa olsun bu süre içinde kullanılmamış olan karların, üçüncü yılın vergi matrahına eklenmesi gerekmektedir. (Yargı kararlarına göre üç yıl bilançoda kalabilir.) • Yenileme fonunun teşkili suretiyle satın alınan yeni kıymetlerin amortismanı, yenileme fonundan mahsup edilir. • Yenileme fonunun iktisadi kıymetin satış karı kadar olması gerekmektedir. Ayrıca, iktisadi kıymetin satış bedelinin yabancı para ile tahsili ve döviz bedelinin bankalarda tutulması durumunda ortaya çıkan kur farkı ve elde edilen faiz yenileme fonuna alınamaz. Bu tutarların ilgili yılın hâsılatına dâhil edilerek vergilendirilmesi gerekir.

  21. ARGE İNDİRİMİ VE UYGULAMA ESASLARI • ARGE Uygulamaları ile ilgili Kanunlar : • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu 10/1(a) maddesi • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu 89/1(9) maddesi • 01.01.2006 tarihinden itibaren 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi • Genel Tebliğinin “10.2. Ar-Ge İndirimi” Bölümü • 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun • 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliği • 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun Genel Tebliği

  22. AR-GE FAALİYETLERİ • Bilimsel ve teknolojik alanlardaki belirsizlikleri gidermek ve bunları aydınlatmak amacıyla, bilim ve teknolojinin gelişmesini sağlayacak yeni teknik bilgilerin elde edilmesi, • Yeni yöntemlerle yeni ürünler, madde ve malzemeler, araçlar, gereçler, işlemler, sistemler geliştirilmesi, tasarım ve çizim çalışmaları ile yeni teknikler ve prototipler üretilmesi, • Yeni ve özgür tasarıma dayanan yazılım faaliyetleri, • Yeni üretim yöntem, süreç ve işlemlerinin araştırılması veya geliştirilmesi, • Bir ürünün maliyetini düşürücü, kalite, standart ve performansını yükseltici yeni tekniklerin/teknolojilerin araştırılması

  23. AR-GE SAYILMAYAN FAALİYETLER • Pazar araştırması ya da satış promosyonu • Kalite kontrol • Sosyal bilimlerdeki araştırmalar • Petrol, doğalgaz, vb. sondaj faaliyetleri • İcat edilmiş süreçlerin kullanımı • Biçimsel değişiklikler (renk vb.) • Bilimsel ve teknolojik yenilik doğurmayan • Rutin faaliyetler (rutin veri toplama vb.) • İlk kuruluş aşamasında kuruluş ve • Örgütlenmeyle ilgili araştırma giderleri • Proje sonucunda geliştirilen ürüne ilişkin • Fikri mülkiyet haklarının korunmasına yönelik çalışmalar • Numune verilmek amacıyla prototiplerden kopyalar çıkarılıp dağıtılması ve reklam amaçlı tüketim testleri

  24. 5746 sayılı Kanun ile 5520 sayılı Kanun arasındaki farklılıklar • 5746 sayılı Kanun kapsamında, yararlanılamayan Ar-Ge indirimi Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenecek yeniden değerleme oranında endekslenerek izleyen dönemlere devredilecektir. 5520 sayılı Kanun uygulamasında ise endeksleme yapma imkanı bulunmamaktadır. • 5746 sayılı Kanun kapsamında Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine ilişkin olarak, kamu kurum ve kuruluşları, kanunla kurulan vakıflar ile uluslararası fonlardan alınan karşılıksız destekler özel bir fon hesabında tutulur. Bu fonda yer alan tutarlar, 193 sayılı Kanun ve 5520 sayılı Kanuna göre vergiye tabi kazancın tespitinde gelir, Ar-Ge indirimi tutarının tespitinde Ar-Ge harcaması olarak dikkate alınmaz. Bu fonun, elde edildiği hesap dönemini izleyen beş yıl içinde sermayeye ilâve dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğratılmış sayılır. • 5520 sayılı Kanun Kapsamında Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine ilişkin olarak alınan karşılıksız destekler, gelir yazılarak kurum kazancına dahil edilir. Ancak, bu fondan yapılan harcamalar da Ar-Ge harcaması olarak dikkate alınır ve dolayısıyla, Ar-Ge indirimine konu edilir. Her iki Kanun uygulamasında, bu şekilde sağlanan karşılıksız fonlardan yapılan harcamalar yapıldığı yere göre doğrudan gider ya da amortismana tabi iktisadi kıymet olarak muhasebeleştirilir.

  25. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında Ar-Ge indiriminden faydalanılabilmesi için, mükelleflerin 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ekinde yer alan formata uygun olarak hazırladıkları başvuru dosyaları ile Gelir İdaresi Başkanlığına başvurmaları gerekmektedir. TÜBİTAK tarafından desteklenen bir proje bulunması halinde ise Başkanlığa başvuru yapılmaksızın destek karar yazısının YMM raporuna eklenmesi suretiyle de Ar-Ge indiriminden faydalanılabilmektedir. • 5746 sayılı Kanun kapsamında ise Gelir İdaresi Başkanlığına müracaat edilmesine gerek olmayıp, projelere ilişkin destek karar yazısının, proje sözleşmesinin v.b. belgelerin beyanname ekinde veya YMM raporu ekinde yer alması suretiyle Ar-Ge indiriminden faydalanılması mümkün bulunmaktadır. Ar- Ge merkezi, Teknoloji Geliştirme Merkezinde yürütülen Ar-Ge çalışmaları ve desteklenen Ar-Ge projeleri için yapılan Ar-Ge harcamalarının indirimine ilişkin istenilen belgelerle ilgili ayrıntılı açıklamalar 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliğinde yapılmıştır.

  26. Kurumlar vergisi beyannamesinde 5520 sayılı Kanuna göre Ar-Ge indirimi ve 5746 sayılı kanuna göre Ar-Ge indirimi şeklinde iki satır oluşturulmuştur. Şartlar sağlanmışsa tercih mükelleflere aittir. 01.01.2008 tarihinden itibaren yapılan harcamalara uygulanacak olan oran %100 olarak dikkate alınacaktır. • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun uygulanmasına ilişkin yayımlanan 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “10.2.5. Ar-Ge harcamaları” başlıklı bölümünde, genel giderler genel olarak açıklanmıştır. Büro ve kırtasiye giderlerine ilişkin ayrıca bir belirleme yapılmamıştır. • 5746 sayılı Kanun Uygulama Yönetmeliğinin “Ar-Ge ve yenilik harcamalarının kapsamı” başlıklı 7 nci maddesinde ise büro ve kırtasiye gibi sarf malzemelerine ilişkin giderlerin Ar-Ge ve yenilik harcaması kapsamına girmediği belirtildiğinden, bu harcamalar Ar-Ge indirimine konu olmayacaktır

  27. ARGE İNDİRİMİ KISA BİLGİLENDİRME • 5746-) Ar-Ge indirimi uygulaması 31.12.2023 tarihine kadar geçerlidir., • 5520-) Ar-Ge indirimi uygulamasında herhangi bir süre kısıtlaması yoktur. • 5746-) Gelecek yıllara devreden indirim tutarları yeniden değerleme oranı ile endekslenir. • 5520-) Gelecek yıllara devreden indirim tutarları endekslenmez. • 5746-) Ar-Ge departmanı kurulması zorunlu değildir. • 5520-) Ar-Ge departmanı kurulması zorunludur. • 5746-) Destek personeli giderleri belirli kıstaslara göre Ar-Ge indirimi hesaplamasında dikkate alınır. • 5520-) Sadece tam zamanlı Ar-Ge personeli ücret giderleri dikkate alınır.

  28. 5746-) Alınan danışmanlık hizmeti ve diğer hizmet alımlarına ilişkin harcamalar toplam Ar-Ge harcamalarının %20’sini geçemez. • 5520-) Alınan danışmanlık hizmeti ile ilgili bir sınırlama bulunmamaktadır. • 5746-) İktisadi kıymet amortismanları Ar-Ge faaliyetinde kullanıldıkları gün sayısına göre Ar-Ge indirimi hesaplamasında dikkate alınır. • 5520-) İktisadi kıymetin münhasıran Ar-Ge faaliyetinde kullanılması esastır. Ar-Ge faaliyeti dışındaki diğer işlerde de kullanılan iktisadi kıymet amortismanları Ar-Ge indirimi hesaplamasında dikkate alınmaz • 5746-) Finansman giderleri Ar-Ge indirimi hesaplamasında dikkate alınmaz. • 5520-) Finansman giderleri Ar-Ge indirimi hesaplamasında dikkate alınır. • 5746-) Belirli şartları taşıyan Ar-Ge Merkezlerine özgü olmak üzere o yıl yapılan Ar-Ge harcamalarının bir önceki yıla göre artışın yarısı ayrıca indirim konusu yapılır.

  29. 5520-) Ar-Ge Merkezlerine önceki yıla göre artışla ilgili istisna uygulaması bulunmamaktadır. • 5746-) Ar-Ge harcamaları VUK’a göre aktifleştirilmek suretiyle giderleştirilir. • 5520-) Gayri maddi hakka yönelik yapılan harcamaların aktifleştirilmesi zorunlu gayri maddi hakka yönelik olmayan harcamaların aktifleştirilmesi ihtiyaridir. • 5746-) Destek yapılan kurum tarafından yönetmelikte belirtilen rapor ve belgelerin onaylanması yeterli olup; ayrıca projenin TÜBİTAK tarafından onaylanması şartı bulunmamaktadır. • 5520-) TÜBİTAK’ın projeyi onaylaması şarttır. • 5746-) Hibe desteklerin özel bir fon hesabına alınması ve fonun elde edildiği dönemi izleyen 5 yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir hesaba nakledilmemesi veya işletmeden çekilmemesi gerekir. • 5520-) Hibe ve desteklerin kurum kazancının tespitinde ticari kazancın unsuru olarak dikkate alınması gerekmektedir.

  30. AMORTİSMANLAR UYGULAMALARI VE ESASLARI İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz gayrimenkuller ve gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetler ,alet, edevat, mefruşat, demirbaş VB. amortismana tabidir. (V.U.K. 313-314-315-316-317-318-319-320-321 Maddeleri) • İşletmeye ait olma: Fiilen işletmenin tasarrufunda bulunması • İşletmede envantere kayıtlı olma • Bir yıldan fazla kullanılması • Yıpranma, aşınma veya kıymetten düşmeye maruz bulunması • Kullanılmaya hazır halde olma. (Yapılmakta olan yatırım için amortisman ayrılmaz.) • Belli değerin altındakiler (2011 Yılı için 700 TL-2012 Yılı için 770 TL- 2013 800 TL )doğrudan gider yazılabilir. • İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük gösteren sabit kıymetler topluca dikkate alınır. • Amortisman listeleri ile mizan bakiyelerinin kontrolü yapılmalı. (250-256;260-267;257-268 no’lu hesaplar)

  31. Faydalı Ömür Esası ( VUK.G.T.No : 333,339,365,389,399 ve 406) Amortisman oranlarının faydalı ömre göre uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilmelidir. • Normal ve azalan bakiyeler yöntemine göre amortisman ikiye ayrılır. Normal amortisman usulüne başlandıktan sonra azalan bakiyelere dönülemez. • Azalan bakiyelerden normal amortisman usulüne dönülürse kalan net değer amortisman süresine bölünür. • Azalan bakiyelerde amortisman oranı % 50'yi geçmemek üzere normal amortisman oranının iki katıdır. • Herhangi bir yıl amortisman ayrılmamasından veya belirlenen amortisman oranından daha düşük oranda amortisman ayrılmasından dolayı amortisman süresi uzatılamaz. • Geçmiş Dönem ilişkin eksik ayrılan amortisman gideri KKEG, fazla ayrılan amortisman gideri önceki dönem gelirlerine yazılarak düzeltilir. • Binek otomobillerde kıst dönem amortisman söz konusudur. Binek otomobilin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılır. İlk yıl ayrılmayan amortisman son yılda (5.yılda) ayrılır. (Kıst amortisman tutarı 280 Hesapta izlenir.)

  32. Araç lastiğinde amortisman süresi 2 yıl olmakla birlikte Kurumun iştigal konusu taşımacılık vb. olması dolayısı ile lastiğin çabuk aşınması sebebi ile kullanım süresinin bir yıldan az olmasına göre gider yazılabilir. • Yıl içinde A.T.İ.K. alınmışsa, bunların alımıyla ilgili olarak yılın sonuna kadar oluşan kredi faizi, kur farkı, vade farkı vs. giderler ilgili iktisadi kıymetin maliyetine eklenmelidir. • Mükellefler, normal amortisman usulü ile azalan bakiyeler usulünden diledikleri bir tanesini uygulayabilirler. • Bilanço esasına göre defter tutmayan mükellefler yalnızca normal amortisman yönetimini uygulayabilirler. • Sabit Kıymetin İşlevini artıran harcamalar Sabit Kıymetin kalan amortisman süresi İçinde, • Sabit Kıymetin Ömrünü uzatan harcamalar ise sabit kıymetin tabi olduğu amortisman süresi içinde giderleştirilir. • Kiraya verilen iktisadi kıymetler için amortisman ayırma hakkı, iktisadi kıymeti aktifinde bulundurana aittir. • Amortisman oranları Tebliğle belirlenen oranlarda fazla olamaz. Bu oranlardan düşük oran uygulanması halinde amortisman süresi uzatılamaz. • Devir ve nevi değişikliği hallerinde devralınan sabit kıymetler için kıst amortisman, • Bölünme halinde yıllık amortisman, • Adi Ortaklıkta Ortak Değişikliği: İki ayrı kıst dönem halinde amortisman ayrılır.

  33. Finansal Kiralamaya Konu Kıymetlerin Değerlenmesi • Finansal kiralamada amortisman hakkı kiracıya aittir. (VUK Mükerrer. Mad.290-298) • Vergi Usul Kanunu’nun 319 Sıra No’lu Genel Tebliğinde, kiracı tarafından aktifleştirilen kiralamaya konu iktisadi kıymeti kullanma hakkı, Vergi Usul Kanunu ve finansal kiralama ile ilgili genel tebliğlerde bu iktisadi kıymet için tespit edilmiş amortisman sürelerinde itfa edilecektir. • Amortisman ayırma konusunda yapılan düzenlemeler ile 01.01.2004 tarihinde itibaren satın alınan ATİK’ler için Maliye Bakanlığı tarafından faydalı ömür süreleri dikkate alınarak tespit ve ilan edilen oranlar esas alınarak amortisman ayrılacaktır. • Özel Maliyetler bedelleri • Özel Maliyet; bir iktisadi işletme tarafından faaliyetini yürütmek amacıyla kiralanan gayrimenkullerle ilgili olarak, kiracı tarafından yapılan ve kiralanan gayrimenkulün iktisadi değerini ve ekonomik ömrünü devamlı suretle artıran harcamaların toplamıdır. • Kira süresi boyunca eşit tutarlarda itfa edilir. Kira süresi belli değilse itfa süresi beş yıl olarak alınır. • Kira veya işletme hakkı süresi dolmadan, kiralanan veya işletme hakkı alınan şeyin boşaltılması veya işletme hakkının herhangi bir sebepten sona ermesi halinde henüz itfa edilmemiş olan giderler, boşaltma veya hakkın sona erdiği yılda bir defada gider yazılır.

  34. Kuruluş ve Örgütlenme Giderleri İle Peştamallıkların Amortismanı: • Kuruluş ve örgütlenme giderleri (KÖG) ile peştamallıklar beş yılda eşit miktarlarda itfa edilir. Konuyla ilişkin olarak iktisadi ömür esasına göre belirlenen amortisman tabloları ile ilgili 365 sıra numaralı Vergi Usul Yasası Genel Tebliğinin “55.1” ayırımında peştamallıklar için beş yıllık, 333 sıra numaralı Vergi Usul Yasası Genel Tebliğinin “54” numaralı bölümüne göre ilk tesis ve taazzuv giderleri için beş yıllık iktisadi ömür belirlenmiştir. • KÖG için amortisman ayırma işlemine kuruluşun işletme dönemine başladığı yılda başlanır. • Yasal açıdan belirli bir tutarın üzerindeki peştamallıkların aktifleştirilmesi zorunlu iken kurumlar vergisi mükellefleri ilk tesis ve tavazzuh giderlerini yapıldığı yılda gider yazmak veya aktifleştirmek hususunda seçimlik hakka sahiptirler. Kurumlar, ilk tesis ve tavazzuh giderlerinin tamamını bir defada yapıldıkları yılda gider yazılabilecekleri gibi aktifleştirme suretiyle amortismana da tabi tutabilirler.

  35. GELİR VE GİDER TAHAKKUKLARI Dayanak V.U.K. 174.-283-287 Maddesi ve Dönemsellik Kavramı (Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6. maddesi; “kurumlar vergisi birinci maddede yazılı mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır.” denilmekte olup,  yine Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 14. maddesinin birinci fıkrasında “... Beyanname ilgili bulunduğu hesap döneminin sonuçlarını içerir...” denilmektedir. Ayrıca aynı Kanun’un 16. maddesinde; “...kurumlar vergisinde vergilendirme dönemi hesap dönemidir...” denilmektedir.) • Faiz Gelirleri • İşletmenin verdiği borçlar dolayısıyla (sözleşme düzenlenmiş olsun olmasın, faiz hesaplama dönemi kapanış tarihine rastlasın veya rastlamasın) taraflarca belirlenen faiz oranına göre kapanışı yapılan döneme ilişkin faiz gelirlerinin tahakkuk ettirilmesi gerekmektedir. • Kredi Faizi, Elektrik, Su, Telefon vb. Gider Yansıtmaları • İşletme tarafından ödenen kredi faizi, elektrik, su, telefon vb. hizmet bedellerinden, söz konusu hizmetlerden başka kişi veya firmaların yararlanması halinde onlara düşen gider paylarının yansıtılarak kayıtlarda gelir olarak tahakkuk ettirilmesi gerekmektedir.(İlgili firmalarında gider tahakkuku yapmaları gerektiği tabiidir.)

  36. Mal Satış Hasılatı • Mal satış hasılatını tespit ederken işletmenin teslimini gerçekleştirdiği mallara ilişkin satış bedellerinin dikkate alınmış olması gerekmektedir. • İşletmenin teslimini gerçekleştirmemiş olduğu fakat faturasını düzenlediği işlemlere ilişkin fatura üzerinde gösterilen satış bedellerini dönem satış hasılatı olarak dikkate alması gerekmez. • Tersi durumda ise (Vergi Usul Kanunu’nda belirtilen teslimden sonraki yedi gün içerisinde fatura düzenlenir hükmü gereğince) teslim yapılmış olmasına rağmen fatura düzenlenmemiş olsa bile bu satış işlemine ilişkin satış bedellerinin hasılat olarak dikkate alınması (tahakkuk ettirilmesi) gereklidir. • Kira Gelirleri • İşletmenin kiraya vermiş bulunduğu kıymetleri ile ilgili kapanışı yapılan döneme isabet eden kira gelirinin (ilgili kira sözleşmelerinden tespit edilerek) tahsil edilmemiş ve fatura düzenlenmemiş olsa bile tahakkuk ettirilmesi gerekir.

  37. GİDER TAHAKKUKU • Kira Giderleri: • İşletmenin kiralamış olduğu kıymetler dolayısıyla yapmış olduğu sözleşmelere göre borçlandığı fakat henüz ödemede bulunmadığı kiralar dolayısıyla kapatılan döneme ilişkin gider tahakkuklarının yapılması gerekir. • Söz konusu kira gider tahakkuklarının sözleşmelerde yer alan kiralama süreleri ve kira bedelleri göz önünde bulundurularak dönemsellik ilkesi çerçevesinde hesaplanması gerekmektedir. • Faiz, Vade Farkı vb. Giderler: • İşletmelerin kullanmış olduğu yabancı kaynaklar dolayısıyla doğan faiz, vade farkı gibi giderlerden kapatılan döneme isabet eden kısımların tahakkuk ettirilerek gider yazılması gerekmektedir. • Sözkonusu giderlerin karşı işletmeler tarafından sözleşme gereği kapanış tarihi itibariyle hesaplanmaması ve bunlar için faturalama yapılmaması, dönem sonu itibariyle tahakkuk etmiş bu finansman giderlerinin gider yazılmasına engel değildir. • Elektrik, Su, Doğalgaz,Telefon vb. Giderleri: • Genellikle dönem sonundan sonra gelen elektrik, su doğalgaz, telefon vb. gibi faturaları dolayısıyla kapatılan döneme isabet eden giderler için tahakkuk yapılması gerekir. • Söz konusu tahakkuk hesaplamalarının isabetli olması için sayaçların dönem sonu itibariyle okunması, önceki dönemlere göre tahmin yapılması uygundur. Yapılan tahakkuklar kurumlar vergisi beyannamesi verilme tarihine kadar gerçekleşme durumuna göre gerekirse düzeltilmelidir.

  38. Factoring Giderleri: • Factoring, işletmenin alacaklarının factor olarak adlandırılan aracı kuruma satılması işlemidir. Normal bir alım satımda olduğu gibi işletmelerin alacaklarını factoring şirketine kesin olarak satmaları halinde alacak bedeli ile satış bedeli arasında oluşan olumsuz farkın (ki bu factoring ücreti olarak adlandırılır) gider yazılması tabiidir. • Bu çerçevede factoring işlemleri dolayısıyla ödenen factoring ücretlerinin ödendiği dönemde gider yazılması gerektiği yönünde görüşler olmakla birlikte bu tutarların dönemsel bazda giderleştirilmesi yönünde görüşlerde mevcut olup, kanımızca doğru olanıdır. • Vadesi sonraki yıla sarkan kredi faizlerinin cari yılda geçen süreye isabet eden kısmı gider yazılabilir. Bu konu uzun süre inceleme elemanlarınca ihtilaf konusu yapılmış ve bu konuda yargı birbiriyle çelişen birden çok karar vermiştir. Son olarak konu Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunca ele alınarak bu konuda Danıştay Üçüncü ve Dördüncü Daire kararları arasındaki aykırılığın, Danıştay Üçüncü Daire kararları doğrultusunda giderilerek, banka ve finans kurumlarından temin edilen ve vadesi kullanıldığı yılı izleyen yıla sarkan kredinin faiz tutarının cari yıla isabet eden kısmının kurum kazancının tespitinde karşılık ayırmak suretiyle gider yazılabileceği yönünde içtihadın birleştirilmesine karar verilmiştir.Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı gerek vergi yargısını gerekse vergi idaresini bağlayan, uyulması zorunlu nitelikteki kararlardandır.

  39. 30:00 Dakika

  40. 2. BÖLÜM Metin ÜZÜMCÜ

  41. ADAT HESAPLAMA Adat finansal literatürde(gün x kredi tutarı)şeklinde açıklanabilmektedir. Dolayısıyla bilindiği üzere klasik günlük faiz hesabı ise (gün x kredi tutarı x faiz oranı) / 36.000 şeklinde olmaktadır.  Vergisel açıdan yapılacak adat yöntemiyle faiz hesabında buradaki kredi tutarı; kasa hesabı açısından ticari hayatın gerekleri, işletme olağan nakit çıkışları üzerinde  olduğu ve işletmenin gelir hanesine girmeyen bir şekilde, işletme kayıtları dışında değerlendirildiği kabul edilen tutardır. Ancak dikkat edilecek husus, kasa hesabı bakiyesinin tamamı faiz hesabında dikkate alınmayacak, normal olarak kabul edilebilecek azami kasa tutarı (azami bakiye) tespit edilecek ve asgari tutarın üzerinde kalan bakiyeler faiz hesabında dikkat alınacaktır.

  42. FAİZ TUTARI= KASA FAZLASI*GÜN*FAİZ ORANI/36.000 ------------------------------- / ------------------------------------------------------------ 131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR                  1.222,34.-                679 DİĞ.O.DIŞI GELİR 1.035,88.-             VE KARLAR 391 HESAPLANAN KDV 186,46.- Dönemin kasa adat faizinin kaydı ------------------------------- / ------------------------------------------------------------ Tekdüzen hesap planı gereği olması gereken gelir hesabının 679 Diğer Olağandışı Gelir ve Karlar hesabı olduğunu düşünüyoruz. 642 Faiz Gelirleri hesabı hesap planında mali yatırımlar sonucu elde edilen faiz gelirlerinin izlendiği hesap şeklinde açıklanmıştır. Burada mali bir yatırım söz konusu değildir. Ayrıca 642, 645 hesaplar aynı zamanda 193 Peşin Ödenen Vergiler hesabı ile de elde edilen faiz gelirleri üzerinden yapılan stopajların takibi açısından bağlantılıdır. Bu kayıt şekli ile işletmeden çekilen değerler nedeniyle işletmenin kaybı olan gelir kayıtlara alınmış olacak ve aynı zamanda nakit girişi de sağlanacaktır. Eğer bu tutar ortaklar tarafından en kısa sürede ödenmezse, 131 hesaba da ayrıca adat yöntemiyle faiz gündeme gelecektir.

  43. Yüksek bakiyeli kasalara adat yöntemiyle sürekli faiz hesaplamak vergisel yönden oluşabilecek tüm eleştirileri ve olumsuz sonuçları engeller mi? Kesinlikle hayır ! Kasa bakiyesi sürekli olarak kabul edilemeyecek derecede fazla olan işletmelere vergisel açıdan kesinlikle kayıt dışı işlemleri olan işletme gözüyle bakılacaktır. Bu nedenle mali işlemleri, ortakları ile olan ilişkileri, ortaklarının şahsi vergi beyanları daha detaylı bir incelemeye tabi tutulacaktır. Olması gereken kasa hesabında yüksek tutarların bulundurulmaması, işletme nakdinin mümkün olduğunca bankada tutulması ve tahsilat ve ödemelerde kesinlikle banka kanalının tercih edilmesidir.

  44. FİNANSMAN GİDER KISITLAMASI İşletmelerin finansman ihtiyaçlarını borçlanma yerine öz kaynakları ile finanse etmelerini teşvik etmek amacıyla 15 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6322 sayılı kanunla ihdas edilen ve finansman şirketleri hariç tüm gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsayan  uygulamadır. 2004 yılına kadar devam eden finansman gider kısıtlaması o yıllarda kaldırılmıştı. Ancak, yıllar sonra, 15 Haziran 2012 tarihli ve 28324 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6322 No.lu Kanunun getirdiği hükümler sonucu, gelir ve kurumlar vergisinde finansman gider kısıtlaması tekrar 01.01.2013 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Gerek gelir vergisi ve gerekse kurumlar vergisi kanununda yapılan değişiklik aynı olup, Gelir vergisi kanununda 41/9 maddesinde, Kurumlar vergisi kanununda 11/i maddesinde gider kabul edilmeyen ödemeler olarak aşağıdaki madde ilave edilmiştir.

  45. Kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10'unu aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan kısmı gider unsuru olarak dikkate alınmayacaktır. • Kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri finansman gider kısıtlaması uygulamasının dışında tutulmuştur. • Belirlenecek olan oranı sektörler itibariyle farklılaştırmaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. • Bu düzenlemenin uygulanabilmesi için yabancı kaynaklara ilişkin finansman giderlerinin ne kadarının kazançtan indirilemeyeceğinin Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Ancak söz konusu düzenleme bugüne kadar yapılmamıştır.

  46. Yapılan düzenlemeye göre bir örnek verecek olursak; İşletmenin ; • Öz kaynakları : 200.000.- TL • Yabancı Kaynak Tutarı : 250.000.- TL • Katlanılan Finansman Gideri : 25.000.- TL • Öz kaynağı Aşan Kısım = 250.000-200.000=50.000.- Yabancı Kaynağa İsabet eden Finansman Gideri = Finansman Gideri * Öz kaynağı Aşan Kısım / Yabancı Kaynak Tutarı Bu durumda, öz kaynağı aşan kısım olan 50.000 TL yabancı kaynağa isabet eden finansman gideri de 5.000 TL’dir. Şu şekilde 25.000 x 50.000/250.000 = 5.000) olacaktır. Bu 5.000 TL'lik finansman giderinin %10'u (Bakanlar Kurulunca oranın yüzde 10 olarak belirlendiği kabul edilmiştir.) olan 500 TL de kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacaktır.

  47. ÖRTÜLÜ SERMAYE • Kurumların Ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek kullandıkları borçların hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte öz sermayenin üç katını aşan kısmı örtülü sermayedir. • Hesaplamada kurumun hesap dönemi başındaki VUK uyarınca tespit edilen öz kaynaklarının toplamı kullanılacaktır. • Hesap dönemi başındaki sermayesinin negatif olması durumunda, ortak veya ortakla ilişkili kişilerden yapılan borçlanmaların tamamının örtülü sermaye olması durumu söz konusudur. Örtülü sermaye uygulamasında kriterler; • Ortakla ilişkili kişi/kişiler, • Borç / Öz sermaye oranı, • Öz sermaye, • Borcun işletmede kullanılma şartı

  48. Örtülü Sermaye Kapsamı Dışında Kalan Borçlar • Kurumun VUK uyarınca tespit edilmiş edilmiş bulunan, Ortakların veya ortaklarla ilişkili kişilerin gayri nakdi teminatıyla üçüncü kişilerden sağlanan borçlar. • Kurumların iştiraklerinin, ortaklar veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka veya finans kurumları ya da sermaye piyasasından temin ederek aynı şartlarla kullandırdıkları krediler. • Bankalar tarafından yapılan borçlanmalar, 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu kapsamında finansal kiralama şirketleri • Finansman ve factoring şirketleri ile ipotek finansman kuruluşlarının bu faaliyetleri ile ilgili olarak ortak veya ortaklarla ilişkili kişi sayılan bankalardan yaptıkları borçlanmalar.

  49. Vergisel Sonuçları : • Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz,kur farkları ve benzeri giderler kurum kazancının tespitinde gider kabul edilmez. (MD.11/b) • Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar Örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kar payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. (MD.12/7) • Dağıtılmış sayılan kar payının Stopaj uygulaması açısından Net Kar Payı olarak kabul edilmesi ve brüte tamamlanması gerekir. • Bulunan brüt tutar üzerinden ortakların hukuki niteliğine göre belirlenen oranlarda vergi kesintisi yapılmalıdır.

  50. SERMAYE AZALTIMI 1.KAYNAK Sermaye azaltımının, ortaklar tarafından nakden veya aynen yapılan ödemelerden kaynaklanması halinde, ortakların esas olarak işletmeye koydukları sermayeyi Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde geri almış olmaları nedeniyle mükellefiyet statüsüne bakılmaksızın vergilendirme işlemi yapılmayacaktır. Yapılacak olan sermaye azaltımın da da, öncelikle yeniden değerleme değer artış fonu  ve geçmiş yıl kârlarının işletmeden çekildiğinin kabulü gerekmekte olup, azaltılan sermaye tutarı, yeniden değerleme değer artış fonu ve geçmiş yıl karları tutarından fazla ise, fazlalığın şirket ortakları tarafından nakit olarak konulan sermayeden kaynaklandığı kabul edilecektir. Bu hüküm ve açıklamalara göre; Daha önceki yıllarda şirket sermayesine eklenmiş olan geçmiş yıl karlarının, şirketin sermaye azaltımı yapılması sebebiyle ortaklara dağıtılması durumunda, kar dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılması,

More Related