1 / 106

DİŞİ GENİTAL SİSTEM HİSTOLOJİSİ

DİŞİ GENİTAL SİSTEM HİSTOLOJİSİ. Prof. Dr. Ali OTLU. DİŞİ GENİTAL SİSTEM Dişi genital sistemi oluşturan organlar proksimalden distale doğru şöyle sıralanırlar: Dişi eşey hücresini yapan ovaryumlar, tuba uterina (Fallop tüpü), uterus, vagina iç genital organları yapar.

talisa
Télécharger la présentation

DİŞİ GENİTAL SİSTEM HİSTOLOJİSİ

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. DİŞİ GENİTAL SİSTEM HİSTOLOJİSİ Prof. Dr. Ali OTLU

  2. DİŞİ GENİTAL SİSTEM Dişi genital sistemi oluşturan organlar proksimalden distale doğru şöyle sıralanırlar: • Dişi eşey hücresini yapan ovaryumlar, tuba uterina (Fallop tüpü), uterus, vagina iç genital organları yapar. • Vulva (labia majores ve labia minores) ve clitoris ise dış dişi genital organları oluşturur. • Ovaryum ve tuba uterina biri sağda diğeri solda olmak üzere çifttir, diğer organlar ise tektirler.

  3. Gartener (2007)

  4. Puberteye kadar ovaryum hariç, diğer genital organlar vücudun genel büyüme planı içinde gelişirler. Ovaryum ise ancak pubertede salgılanan bazı hormonların etkisiyle gelişmesini tamamlar. • Kızlarda bunun göstergesi ovulasyon ve ilk adet kanaması olan menarş’in görülmesidir. • Erkek genital sistemden farklı olarak , menarş'tanmenapoza kadar hormonal kontrol altında siklik yapı ve fonksiyon değişiklikleri göstermektedir. • Menapozdan sonra genital organlarda yavaş bir gerileme (involusyon) gözlenir, genital organlar giderek atrofi olur. Ayrıca gebelikte önemli değişiklikler dikkati çeker.

  5. 1. OVARYUM : - Ovaryum hem endokrin (östrojen ve progesteron hormonları salgılar) hem ekzokrin (oosit 2' yi dışarı atar) salgı yapan bir bezdir. • Pelvis boşluğunun yan duvarlarına dayalı, sağlı sollu iki tanedir. Biçim ve büyüklüğü iri bir bademe benzer. Yaklaşık 3-5 cm uzunluğunda, 2-3 cm genişliğinde, 1 cm kalınlığında bir organdır. • Hilus ovarii'nin bulunduğu kenarından mezovarium adı verilen bir bağ doku ile ligamentum latum 'a bağlanır. Hilus aynı zamanda organa damar ve sinirlerin girip çıktığı yerdir.

  6. Ovaryum dıştan, hilus bölgesi hariç, tek katlı kübik epitel tabakası ile örtülmüştür. Bu epiteller embryonda döl kordonlarını yapan mezodermal coelom epitelinden geliştiği için germinatif epitelium adını alır. • Gençlerde kübik, yaşlılarda yassı olan bu epiteller kuvvetli bir bazal membran üzerine oturmuşlardır. Preparasyon sırasında kolaylıkla döküldüklerinden çoğu histolojik preparatlarda ya bir bölümü görülür ya da hiç görülmez. -

  7. - Germinatif epitelyumun altında bulunan,yaklaşık 100 mikron kalınlığında, kollagen ipliklerden zengin sıkı bağdoku tabakasına tunika albuginea adı verilir. Ovaryumun pembemsi-gri rengi bu tabakadan ileri gelir. • Ovaryum kesitlerinde içte medulla ( substantia medullaris), dışta korteks (substantia corticalis) olmak üzere iki bölge ayırdedilir. • Medulla hilus dışında her taraftan korteks ile kuşatılmıştır.

  8. Korteks ve Ovaryum follikülleri • Korteks Ovaryumun fonksiyon gören bölümüdür, bu nedenle zona parenkimatozaadı da verilir. Bu isimlendirme kullanıldığında medulla için de zonavaskulozaadı verilir. - Korteks'in en dışında germinatif epitelyum'un onun altında da tunika albuginea'nın bulunduğunu görmüştük.

  9. Tunika albuginea kollagen ve retiküler liflerden zengin, iğ biçimli hücreler içeren bir bağ dokusuna dönüşerek korteks stromasını yapmak üzere dağılır. • Korteks stromasındaki bu iğ biçimli hücreler epiteloid karekterde interstisyel hücrelere dönüşerek (folliküllerin teka kılıfı içinde) hormon da (östrojen) salgılayabilirler.

  10. - Korteks stroması içinde çeşitli gelişme ve gerileme aşamalarında bulunan ovaryum follikülleri yerleşmiştir. Bu folliküller fötal dönemde ve doğumdan sonra yapısal değişiklikler gösterirler. - Fötal dönemde: Ovaryumlarda, follikül epiteli denen yassı epitel hücrelerinin kuşattığı germ hücrelerine oogonium denir. Oogonium’lar fötal 5-6. aya kadar çoğalırlar (çoğalma evresi) ve her iki ovaryumdaki sayıları yaklaşık 7 milyona ulaşır.

  11. Oogonium’ların çoğalıp, büyümesi ile oluşan; ortada Oosit I (primer oosit) ve etrafında yine tek sıra yassı epitellerle kuşatılmış bu yapılara primordial folliküllerdenir. • Oosit I’ler 1.mayotik bölünmenin profaz evresinin diploten aşamasında tutuklu kalır ve uzun yıllar sürebilecek bir dinlenme evresine girerler.

  12. Primordial folliküllerin bir kısmı büyüyüp gelişirken bazıları da dejenere olur, ölürler. • Böylece sayıları doğumda 2 milyon, • ergenlikte ise 400 bin seviyesine iner (bazı yazarlara göre; doğumda 700 bin, ergenlikte 40-50 bin kadardırlar). • Primordial foliküller tunika albugineanın hemen altında gruplar halinde bulunurlar. Çapları 25-30 mikron kadardır. Ortada oosit I (20 mikron çapında) ve etrafında tek katlı yassı (7-10 adet) follikül epiteli bulunur.

  13. Oosit I'in nukleusu ve nukleolus'u büyüktür, nukleus biraz eksentrik konumludur, kromatin incedir. Nukleus 1.mayotik bölünmenin profazın diploten evresindedir. • Bazen iki tane oosit I içeren folliküllere de raslanır (bunlara poliovular folliküller denir). • Follikül epitelleri oosit I 'i hem korurlar hem de dıştaki kapillarlardan aldıkları besleyici maddeleri oosit I'e aktararak onların beslenmelerini sağlarlar.

  14. Doğumdan sonra: Primordial folliküllerin sayısı 2 milyon civarına inmiştir. Bunlarda puberteye kadar, yada daha ileriki yıllara kadar devam edecek bir dinlenme sürecindedirler. Bir taraftanda dejenerasyon olayı hızla devam eder. - Ergenlik dönemine gelindiğinde sayıları 400 bin civarındadır. Her ay primordial folliküllerden 5-15 tanesi hormonların (başlıca FSH) etkisiyle ileri gelişme aşamasına geçer ve mayoz bölünmeyi dolayısıyla olgunlaşmalarını tamamlarlar.

  15. - Hiç gebe kalmayan sağlıklı bir kadının yılda en fazla 13 kez ovulasyon yapma şansı bulunduğuna göre yaklaşık 40 yıl sürecek seksüel hayatı boyunca 500 civarında primordial follikülü gelişme şansı bulacaktır, diğerleri ise yine dejenerasyona uğrayacaktır.

  16. Her siklusta belli sayıda (5-15) primordial follikülün gelişmesi şöyle olur: Tek katlı yassı follikül epitelleri önce kübik , sonra pirizmatik olur. Bu durumdaki folliküle ; tek katlı primer follikül ( unilamimar primary follicle ) adı verilir. • Folikül epitelleri mitozla çoğalıp çok katlı olunca, çok katlı primer follikül ( multilaminar primary follicle ) veya henüz antrum (follikül boşluğu) şekillenmemiş olduğundan preantral follikül adı verilir.

  17. Çok katlı folikül epitelleri granüloza hücreleriadını alır. • Bu gelişme evresinde, Oosit I gelişip 60-80 mikronluk bir çapa ulaştığında oosit I ile ilk sıra granüloza hücrelerince müştereken yapılan PAS + , bir glikoprotein tabaka Oosit I’i çepeçevre sarar. • Homojen,asellüler olan bu tabakaya zona pellucida adı verilir, Oositi koruyucu ve besleyici görevleri vardır ve varlığını geç blastokist evresine kadar sürdürür.

  18. Çok katlı primer follikül içinde bu gelişmeler olurken, follikülü kuşatan ovaryum stroması da follikül etrafında teka follikülüadı verilen bir kılıf yapar. • Follikül gelişmesi ilerledikce bu kılıf ; teka interna ve teka eksternaolarak ikiye ayrılır. • Foliküle bitişik olan teka interna iğ biçimli hüçrelerden ve kapillar damarlardan zengindir.

  19. Teka interna hücrelerinin hücre membranlarında LH reseptörleri bulunur. LH salınımıyla faaliyete geçen bu hücreler ( steroid sentezi yapan hücrelere özgü organellerden agER, tubulerkristalı mitokondrionlar ve yağ damlacıklarınca zengindir) androstenoidin hormonu sentezlerler, bu da granüloza hücrelerine geçer ve orada östrodiole dönüştürülür. Teka eksterna ise fibröz bağ dokusu yapısındadır, kollagen demetler, düz kas hücreleri, stromal hücreler ve kan damarları içerir, belirgin bir sınır göstermeden ovaryum stromasına karışır.

  20. - Primer folliküllerde gelişme ilerleyip ; folikülün çapı 200 mikron civarına, granüloza hücreleri kalınlığı 6-12 sıraya ulaştığında, granüloza hücreleri arasında yer yer erimeler başlar ve antrum adı verilen boşluklar belirir. Boşluklarda granüloza hücrelerinden salgılanan bir follikül sıvısı (likör folliküli; başlıca östrojen olmak üzere progesteron, androgenler gibi steroid hormonlar, FSH, LH, inhibin, aktivin, follikülostatin, OMI gibi steroid yapıda olmayan hormonlar ve çeşitli glikozaminoglikanlar içerir) birikir.

  21. - İlk antrum şekillendikten sonra folikülün adı artık sekonder follikül’dür ( ya da; antral follikül, veziküler follikül gibi adlar verilir). - Gelişme ilerledikce antrumlar birleşir ve tek bir boşluğa ( cavum follikülü ) dönüşür. Oosit I 120-150 mikronluk çapa ulaşınca büyümesi artık durur. Kendisini saran zona pellusida ve birkaç sıra granüloza hücresi ile ( prizmatik olan ilk sıranın adı corona radiata’dır) follikül boşluğuna doğru sarkmıştır. Buraya yumurta tepeciği (cumulus oophorus) adı verilir.

  22. Bu şekilde gelişme gösteren sekonder folliküllerden birkaç tanesi ileri gelişme göstererek olgun follikül’e ( Graaf follikülü) dönüşür. • Bunlardan da normalde sadece bir tanesi ovulasyona uğrayacaktır. • Diğer folliküller ise bu aşamada atreziye uğrayarak atretik folliküllere dönüşürler.

  23. Olgun folliküllerin çapı 2-2.5 cm ye ulaşır, oosit I çapı ise değişmez (120-150 mikron). • Anturum iyice genişlemiş, granüloza hücreleri incelmiş, oosit I’in corona radiata hücreleri ile sarılı olarak follikül boşluğuna doğru yaptığı çıkıntı cumulus oophorus’u (yumurta tepeciği) şekillendirmiştir. • Bu dönemde granüloza hücrelerinin; oosite komşu olanlarına kumulus hücreleri, follikül duvarını döşeyenlerine de mural granüloza hücreleri adı verilir.

  24. Oosit salgıladığı maddelerle mural hücrelerin farklanmasını baskılayıp kumulus hücrelerinin gelişmesini ilerleterek kendi mikroçevresini kontrolda tutar. • Ovulasyondan hemen önce izlenen bu folliküle preovulatuvar follikül de denir. • Olgun folliküller ovaryum yüzeyine doğru çıkıntı yaparlar.

  25. - Graaf follikülünde oosit I 120-150 mikron çapa, çekirdeği 25 mikron çapına ulaşmıştır. Bunun eksentrik konumlu nukleusuna vesikula germinativa, koyu boyanan iri nukleolus'una da makula germinativa adı verilir. • Graaf follikülleri iyice büyüyerek 2.5 cm 'lik bir çapa ulaştıklarında ovaryum yüzeyine doğru çıkıntı yaparlar(stigma).

  26. Şimdi ovulasyon olayı başlayacaktır. • Ovulasyondan az önce (24-36 saat önce) teka interna hücreleri gibi granüloza hücrelerinde de LH reseptörleri belirir, LH artışına bağlı olarak lokal bir faktör olan mayoz bölünmeyi uyarıcı maddenin salınımını takiben oosit I , birinci mayotik bölünmesini tamamlar, • böylece Oosit II ve I. kutup hücresi meydana gelir. • Oosit II hemen ikinci mayoz bölünmesine başlar ve metafaz evresinde kalır.

  27. Oosit II etrafındaki corona radiata ve birkaç sıra follikül epiteli ile sarılı olarak follikül duvarından kopmuş, follikül boşluğu içinde serbest vaziyette durmaktadır. • Genelde gelişen folliküllerden sadece bir tanesi ovulasyona uğrar. • Olgun follikülün baskısı sonucu stigma bölgesi iskemiye uğrar, buradaki dokunun zayıflaması sonucu yırtılma olur.

  28. Folikül sıvısının artışından dolayı bu noktaya yapılan iç basınç da , zayıflamış olan bu noktanın yırtılmasına sebep olur. • Bu sırada hipofizden salgılanan LH hormonu da ovulasyonu hazırlayan etkenlerdendir.

  29. Ovulasyon sonucu follikül yırtılır, oosit II kendisini saran corona radiata hücreleriyle birlikte tuba uterinaya atılır. • Dışarı atılan Oosit II tuba uterinada spermatozoon ile karşılaşırsa, spermatozoon oosit II' ye girerse ikinci mayotik bölünme de tamamlanır ve olgun dişi eşey hücresi ovum ile II. kutup hücresi oluşur. Ovum ile spermiyum birleşerek zigot'u oluşturur. Spermatozoon ortamda yoksa Oosit II ,II. mayotik bölünmeyi tamamlamaz, dejenere olur menstruasyon ile dışarı atılır.

  30. Ovaryum medulla’sı • Elastik ipliklerin çoğunlukta olduğu gevşek bağ dokusudur. • Tek tük düz kas telleri bulunur. • Kan damarlarından zengindir, bu nedenle zona vaskuloza da denir. • Lenfatikler ve sinirler de bulunur. • Medullada ayrıca bazı embriyolojik artıklara (mezonefroz kalıntıları) rastlanabilir. Bunlar epooforon ve paraooforondur.

  31. Kübik epitelle döşeli bir ucları kapalı tübüler yapılardır. • Hilus'ta hilus hücreleri denen hormon salgılayan epiteloid hücreler bulunur. • Bu hücrelerin hiperplazisi ya da tümörlerinde erkeklik karekterlerinin ortaya çıkması Leydig hücreleri gibi androjen salgıladıklarını düşündürmektedir

  32. Corpus luteum (sarı cisim) - Ovulasyondan sonra yırtılan Graaf follikülü artığı hemen dejenere olmaz, geçici bir iç salgı bezine dönüşür. Bu olaylar şöyle gelişir: * Follikülün bazal membranı yırtılır. * Folikül yırtılmasıyla birlikte follikül sıvısı da boşalır, kandaki östrojen düzeyinde düşme olur. * Bu anda hipofizden salgılanan LH ve LTH hormonları etkisiyle yapısal değişiklikler başlar.

  33. * Teka eksternadaki düz kas tellerinin kontraksiyonu ile büzüşen follikül boşluğu içine yırtılan kan damarlarından kan dolar, yeni damarlar filizlenir (anjiyogenez). * Membrana granüloza (mural hücreler) hücreleri büzüşmeden dolayı gerginliğini kaybeder, kıvrımlı bir yapı kazanır, irileşirler , steroid hormon salgılayan hücrelere özgü organellerle donatılırlar ve granüloza lutein hücreleri adını alırlar. Relaksin, progesteron hormonları salgılarlar ayrıca teka kutein hücrelerinden gelen androjenleri östrojene çevirirler.

  34. * Buna paralel olarak teka interna hücreleri de teka lutein hücrelerine dönüşürler, bunlar granüloza lutein hücreleri arasına kama gibi sokulurlar, bunlarda steroid hormon salgılayan hücre organellerince zenginleşirler. Östrojen, androjenler, progesteron salgılarlar. * Bu hücreler arasında bol kapiller damarlar filizlenir. * Böylece bir endokrin bez yapısına kavuşan follikül artığı corpus luteum adını alır ve başlıca progesteron hormonu olmak üzere birçok hormon salgılar.

  35. - Corpus luteum tarafından salgılanan progesteron hormonu; hipofizin FSH salgılamasını durdurur böylece ovaryum korteksinde yeni primer folliküllerin gelişmesini önler. Ayrıca muhtemel bir gebelik için hazırlanmış olan uterus mukozasının kanlı, kabarık durumunu muhafaza etmesini sağlar ve uterus kaslarının kontraksiyon yapmasını da önleyerek (relaksin hormonu vasıtasıyla) implantasyona imkan sağlar, aynı şekilde gebeliğin devamlılığını temin eder.

  36. Korpus luteumun akibeti: - Korpus luteum ovulasyondan itibaren birkaç gün içinde kuvvetle gelişir, çapı 1.5 cm olur. Bundan sonraki gelişmesi döllenme olup olmadığına göre değişir: -Eğer döllenme olmamışsa; CL menstruasyondan birkaç gün önce gerilemeye başlar, küçülür. Buna menstruasyon korpus luteumu, corpus luteum menstruasyonis adı verilir. Bu da zamanla beyazımsı bir nedbe dokusuna dönüşür (corpus albikans), zamanla izi de kaybolur.

  37. Ovulasyon eğer döllenme yani bir gebelikle sonlanırsa, CL gelişmesini 6. aya kadar devam ettirir. Buna gebelik korpus luteumu, korpus luteum graviditatis, corpus luteum pregnancy, corpus luteum verum gibi adlar verilir. • Gebelik CL'u 6. aydan itibaren küçülmeye başlar (çünkü artık CL’un görevini plasenta tarafından salgılanan koryonik gonadıoropinler üstlenmiştir) ve o da corpus albikansa dönüşür ancak bunun izi yaşam boyu ovaryum üzerinde kalır.

  38. Atretik folliküller:Dişilerde puberteden menopoza kadar her ay bir oosit atıldığına göre yaklaşık 30-35 yıl süren genital siklusta toplam ovulasyona uğrayan oosit sayısı 400'ü aşmaz. Geri kalanları ise gelişmenin her hangi bir evresinde dejenere olup kaybolur. Bu olaya follikül atrezisi denir. - Follikül atrezisi doğumdan önce başlar, doğumdan sonra hızlanarak artar. Böylece her normal ovaryumda değişik sayıda dejenere follikül bulunur. Follikül atrezisi her gelişme evresinde de görülebilir. Atretik foliküllerin yerinde de neticede bir nedbe dokusu kalır.

  39. - Böylece ovaryum korteksinde stroma içinde yerleşik bulunan yapıları inceledik. Ovaryumda her 28 günde bir tekrarlanan benzeri değişiklikler over siklusu olarak adlanır. Bu siklus hipofiz ve hipotalamus hormonlarının kontrolu altındadır. - Siklusun birinci evresi 14 gün sürer. Bu süreçte primer folliküllerden Graaf follikülleri geliştiğinden FOLLİKÜLER EVRE, ya da teka interna ve granüloza hücrelerinden östrojen hormonu salgılandığından ÖSTROJENİK EVRE denir.

  40. - Ovulasyon 14. gün gerçekleşir. Siklusun ikinci evresi 14-28. günleri kapsar. Bu dönemde korpus luteum geliştiğinden LUTEAL EVRE, ya da CL progesteron salgıladığından PROGESTERON EVRESİ adı verilir.

  41. Ovaryumda salgılanan hormonlar: -Östrojen: Gelişen folliküllerden (granüloza ve teka interna hücrelerinden) ve interstisyel hücrelerden salgılanır. • Az miktarda da corpus luteumdan salgılanır. • Meme bezi ve üreme sisteminin büyüme ve gelişmesini sağlar. -

  42. Progesteron: Corpus luteumdan ve az miktarda da olgun follikülden salgılanır. • Yeni follikül gelişmesini ve ovulasyonu önler. • Endometrium bezlerinin salgı yapmasını uyarır, • implantasyonu sağlar. -Relaksin: Gebeliğin ileri dönemlerinde corpus luteum tarafından salgılanır. - Gebelik süresince myometrium kasılmasını önler.

  43. FECONDATION (DÖLLENME)

  44. (Bu konu dönem I’de, Genel Embriyoloji dersinde anlatılmıştır. Buraya hatırlatmak için eklenmiştir). - Erkek ve dişinin seksuel bakımdan birleşmesine coitus adı verilir. Döllenme (fecondation, fertilisation) ise; erkek ve dişi olgun cinsiyet hücrelerinin (spermatozoon ve ovum) birleşmesi, kromozomların aynı hücre içinde buluşmasıdır.

  45. Ovulasyondan sonra, corona radiata ile sarılı olan oosit II yumurta yoluna atılır. • Yumurta yolunun ( fallop tüpü,tuba uterina) proksimalden distale doğru; infundibulum, ampulla, isthmus ve interstisyel kısım olmak üzere dört bölümü vardır. • İdeal bir gebelik için döllenmenin ampulla’da ( ampulla tuba uterina) gerçekleşmesi gerekir.

  46. - Ovulasyon sonucu yumurta yoluna atılan oosit II bilindiği gibi haraketsiz bir hücredir, ovidukt silyumlarının ve düz kas kontraksiyonlarının yardımıyla ampullaya ulaşan oosit II burada beklemez, aynı hızla yoluna devam eder, 24- 48 saat canlı kalabilir, bu süre sonunda dejenere olur. O nedenle, eğer ovulasyon sonucunda gebelik arzu ediliyorsa, eşlerin çiftleşmelerinin daha önceden gerçekleştirilmiş olması gerekir, yani spermatozoonların ampullada önceden gelip beklemesi gereklidir.

  47. Coitus sırasında vagina’ya boşaltılan spermatozoon’lar , vaginanın Ph’ı asit olduğundan kısa bir süre içinde serviks uteri’ye geçerler. Oradan da oosit II ‘nin bulunduğu ampulla tuba uterina’ya doğru yollarına devam ederler. Spermatozoonlar bu yolu ( vagina- ampulla arsı yaklaşık 18 cm dir) dakikada 3-3.6 mm’lik bir hızla ortalama bir saatte alabilirler, ancak morfolojik ve fizyolojik olarak aktif durumdaki spermatozoonlar henüz dölleme yeteneklerini kazanmamışlardır.

More Related